"HATAY MESELESİ" ANAKRONİK HEZEYANDIR
ALEVİLERİ VE HATAY'I SEVERİZ; KURDUN KUZU SEVMESİ OLMASIN. Liyakatsiz siyasilerin, mülki amirlerin ve bürokratların, “Hatay ve Arap Alevileri; başka ülkelerin müdahalesine ve enfeksiyona açık göstermeleri, ima etmeleri Hatay’a ve Alevilere zarar veriyor. “Alevileri Severiz ile” başlayan “ama’lar fakat’larla” devam eden öyküler sevilenin zararı ile bitiyor maalesef.
“HATAY MESELESİ” ANAKRONİK HEZEYANDIR
Hatay milletvekili Şefik Çirkin’in Hatay’dan ve hayattan kopuk senaryosunu basından okuduk. “Kıymeti Kendinden Menkul” vekil; Hatay ilimize yönelik Anakronik, tezatlar ve hezeyanlarla dolu bir senaryo üretmiştir. Sapla samanı, elma ile armudu karıştırıp “Hatay Tehlikesi” çıkarmış mübarek. Yeşilçam senaristlerini kıskandıracak kadar anakronik ve traji komik senaryoyu tekrarlayıp zihninizi absürtlüklerle yormayacağım. Fakat şu kısa alıntı ile Hatay, Halk, Hayat ve hakikatten kopukluğu, tezatları ve siyasi mantık felcini ifade etmeye yeter. Sayın Çirkin; “Suriye’nin Lazkiye Kentinde Fransa, İsrail, İran(!) destekli Alevi devleti kurulmak istendiğini ve bu faaliyetlerin bir kısmı da Hatay destekli olduğunu” (!) öne sürerek “Hatay sıkıntıya girer. Hatay Enfeksiyona açık hale gelir, Hatay barışı bozulur ve aynı zamanda ileride bizden toprak talebi söz konusu olabilir” vb şeklinde senaryoda desteksiz atmıştır. Birbirinin kuyusunu kazmak için birbirlerine her türlü silahla saldıran İsrail ve İran Lazkiye’de Alevi devleti çalışması için anlaşmış olabileceğini iddia edecek kadar hayattan kopuk siyasi halüsinasyonlar içeren bir senaryo.
HATAY TEHLİKESİ YOK
Hatay 1939 da anavatana katıldığı andan itibaren 86 yıl önce sorun olmaktan çıkmış ve bitmiş meseledir. Hataylılar; Ülkemiz Türkiye’nin ve dünyanın her tarafında işi, gücü, geçimi, çocuklarının eğitimi, çocuklarının sağlığı, işsizliğini giderme, tarlasında, bahçesinde, iş yerinde ülkeye ve ailesine katkı vermekle ilgilidir. Hataylıların; Bütün Türkiyeliler gibi, Türkiye için; demokrasi, eşit vatandaşlık, insan hakları ve özgürlük talepleri ve yasal meşru mücadeleleri var. Hatay; ekonomik, siyasi, kültürel, sosyal vb Türkiye’ye entegre olmuştur. Emperyalistlerin ne düşündüğü ne planladıkları değil, Hataylıların ne düşündüğü ne istediği ve ne hissettiği önemli ve belirleyicidir. Etnik kökeni ve inancı ne olursa olsun bütün Hataylılar kendini Türkiyeli olarak görüyor, kabul ediyor, hissediyor ve öyle yaşıyor. Hatay’ın Türkiye’den ayrılma tehlikesi yok. Neden ayrılma bir tehlike yok? Çünkü Hataylılar böyle bir şeyi istemiyor. İstanbul, İzmir, Edirne, Kars, Hakkâri vb Türkiye’den ayrılma tehlikesi yok. Niye yok? Çünkü İstanbul, İzmir, Edirne, Kars, Hakkâri vb halkı ayrılmak istemiyor. Ne içerde

ne dışarda Hatay’a ilişkin herhangi bir gerçek, somut, inandırıcı olumsuz herhangi bir Hatay tehlikesi belirtisi, izi vb yoktur. Liyakatsiz siyasiler siyasi gıdalarını anakronik halüsinasyonlardan değil halkın gerçek sorunlarından karşılasın.
KAOS GÜÇLERİNİN ZARARLI SEVGİSİ
Liyakatsiz siyasilerin, mülki amirlerin ve bürokratların, “Hatay ve Arap Alevilerini; başka ülkelerin müdahalesine ve enfeksiyona açık göstermeleri, ima etmeleri Hatay’a ve Alevilere zarar veriyor. “Alevileri Severiz ile” başlayan “ama’lar fakat’larla” devam eden öyküler sevilenin zararı ile bitiyor maalesef. Seçilmişler ve atanmışlar Hatay’da; Arap Alevilerin temel vatandaşlık haklarının, mallarının, yaşamlarının zararına uygulamaların bilinçli veya bilinçsiz siyasi veya bürokratik aparatı olabiliyor maalesef. Çevresel ırkçılık, ekonomik ırkçılık, kültürel, sosyal, siyasi ırkçılık vb içeren programları, pogromları, planları, çeşitli yasal kılıflar uydurarak uygulamanın zımmi ve açık yol taşlarının düşenmesi için teorik temelinin oluşmasına katkı veriyorlar. Müdahaleye ve enfeksiyona açık vb yalan ve yanlış tezler; Arap Aleviler, Hristiyanlar, Ermenilerin vb Yaşamına ve Yaşam Alanlarına yapılan haksız uygulamalarda sahipsiz ve yalnız kalmalarının, Türkiye toplumunda genellikle susuş kumkumasının temelini oluşturuyor. Arap Aleviler depremde en son kurtarılacak, hatta kurtarılmayacak, Barınma sorunlarını çözmek bahanesiyle mallarına mülklerine çökülecek, 2-3 metreden su fışkırdığı halde içme suyu getirilmeyecek, yolları bozuk kalacak, Alevinin Malı Deniz Yemeyen … olacak. Hatay’ın, Arap Alevilerin, Hristiyanların, Ermenilerin 80-90 yıl sonra dahi Türkiyelilik bağının sorgulanması, koparılabilecek, müdahaleye açık, enfeksiyona açık göstermek Hatay'a yönelik zaradır. Hatay, Hataylılar ve yaşama dair ya cahillik ya da art niyettir. İç kaos güçlerinin; rant, güç mevki, statü devşirme aracı ve motivasyonlarının önemli enstrümanlarından biri olarak ellerinin altında anakronik "Hatay Meselesini" bulundurmaya devam ediyorlar. “Hatay Meselesi”; kaos güçleri ve kişiler için siyasi, ekonomik, çevresel, etnik, inançsal, kültürel ırkçılık için çok kullanışlı “İsveç Çakısıdır”. Antidemokratik ve şeffaf olmayan devletlerde devlete hâkim olma, iktidar olma, devlet gücünü paylaşma mücadelesi gayri meşru enstrümanları da kapsar. Kaos olmadan devlet gücünü kendilerinin ardında kendilerine destek olarak konsilde edecek fırsat bulamaz. Devlet’in Yasama, Yürütme, Yargı kuvvetlerini kendilerinin hizmetine koşamaz. Ekonomik, askeri, bürokratik vb; mevki, makam, statü, servet edinmek için somut bir kaos yoksa hayali senaryo üretir. Milletvekillileri, başkan vb olamayanlar, tekrar listeye girememe riski olanlar, terfi edemeyenler, ekonomik çıkarı olanlar için her ihtiyaç duyduklarında “Hatay Meselesi” tedavüle sokuluyor. Suriye’de Esatlar döneminde, Esatlar gitti, HTŞ ’ler döneminde; Tekçi derin ideolojinin elinin altında (makama atanma, terfi, listeye girme, karar vericilere ne kadar levazım olduklarını kanıtlama vb) siyasi rant nesnesi olarak “Hatay Tehlikesi” bir öcü, korkutma aracı sık sık tedavüle sokulması geleneği sürüyor.
MEVLÜD ORUÇ















