DİLSEL VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİKLE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ARASINDAKİ BAĞIN DİKKATE ALINARAK DİLLERİN VE KÜLTÜRLERİN DE DOĞA İLE BİRLİKTE KORUNMASININ GÜVENCE ALTINA ALINMASI SAĞLANMALIDIR. (Ekolojik Anayasa; Mahmut Boynudelik)
MERHABA
“Güney Ekoloji Dergi” ya da kısaca “Güney Ekoloji” olarak yayına başlıyoruz. Anti-Kapitalist, Anti-Emperyalist, Anti- Patriyarkal, din ve mezhep ayrımına, ırk, renk, cinsiyet ve cins ayrımına ve ekolojik tahribata karşı mücadele. On yıllardır “toplum için toplumla birlikte” Ekoloji, Emek ve Kadın mücadelesinde yer alıyoruz. Bundan sonra da Türkiye’nin demokratikleşme, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde gücümüz ve ufkumuz yettiğince yer almaya devam etme iddiasındayız. Geçmiş ve bugünün Toplumsal mücadele tarihinin deneyimlerinden, birikiminden öğrenerek, yarını toplum ve ekoloji yararına örme mücadelesine katkı vereceğimize inanıyoruz. Neoliberal politikalar karşısında yerel toplumsal hareketler hem ulusal ve hem uluslararası düzeyde etkileşime girmek zorundadır. Küresel Sermayenin Neoliberal politikaları karşısında yerel toplumsal hareketler artarak, yaygınlaşarak küresel toplumsal hareketlere dönüşüyor. Sınıf, cinsiyet, ekolojik, etnik grup, yaş, dil, din, coğrafya, vb büyük bir çeşitlilik gösteren ulusal ve küresel antikapitalist hareketin mütevazi bir parçası olma iddiamız var. Ekolojik alanda Yerel mücadelenin Türkiye ekoloji mücadelesine ve küresel ekoloji mücadelesine, küreselden ulusala ve yerele etkileşim, güç alıp verme canlı sürecinin bir parçası olduğumuzu düşünüyoruz. Küresel ısınma, aşırı yağışlar ve seller, kuraklık, su kıtlığı ve kirliliği, hava kirliliği, Pandemiler, Orman yangınları vb küresel bir ekolojik krizle karşı karşıyayız. Kapital merkezli (Kapitalosen) anlayışın sonucu olarak kapital dışındaki nesneleşiyor, araçsallaşıyor, yağmalanıyor, tahrip ediliyor. “Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser.” Kapitalizmin ekolojik suçları ağır. Doğadaki tahribat doğanın kendini yenileme kapasitesini ve hızını aşmaktadır. Bundan dolayı Küresel Ekolojik krizle karşı karşıyayız. “Biz bu dünyayı atalarımızdan miras almadık, Çocuklarımızdan ödünç aldık” özdeyişi ile hareket eden ekolojistleriz. Ekoloji; doğadaki ilişkiler ağı. Bitkiler, hayvanlar, insanlar ve mikroorganizmaların birbirleri ve çevreleri ile ilişkileri. İnsanlar da doğanın içinde ve doğanın bir parçasıdır. Lafı fazla uzatmadan Ekolojist; kısaca bildiğimiz çevrecidir. Fakat Çevre ve merkez ayrımını ret ettiğimiz için Ekolojist kavramı bizi daha iyi tanımlıyor. Yerel, ulusal ve küresel düzeyde doğayı koruma mücadelesi zorunluluktur. Ekoloji, emek, kadın, eşitlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları, hayvan hakları vb mücadeleler birbirine bağlı antikapitalist mücadelelerdir. Doğanın bir hak öznesi olarak tanınmasının mücadelesidir. “Yeryüzünün bütünlüğü ve sürekliliği içinde insanların ve tüm canlıların yaşam hakkı esastır. Yaşam hakkı en üst düzeydeki haktır ve insanın bir parçası olduğu doğayı korumak yaşamı korumaktır. Doğaya verilen zarar insana da verilmiş olur. (Ekolojik Anayasa Kitapçığı) Neden Ekolojik mücadele? Yaşam Alanlarının Tahribini, suyun, madenlerin, ormanların, Tarım alanlarının özelleştirilmesine karşı. Kendi sağlığımız ve Türkiye’nin ve dünyanın geleceğini emanet edeceğimiz olan çocuklarımızın sağlığının sakatlanmaması için kesintisiz mücadele. Bizim ve çocuklarımızın canı ve sağlığı ve doğa ananın canlılığı ve hakları her türlü işletmenin karı ve sermayesinden daha önemlidir. Doğa savunucuları olarak, doğa konusunda toplumsal duyarlılığın artması için mücadele edeceğiz. Yaşam alanlarımızda yaşanan her türlü haksızlığa, mağduriyete, doğa tahribatına ilişkin haber, yorum, yazı, makale vb bekliyoruz.
MEVLÜD ORUÇ










