AFETLER KADER DEĞİLDİR

21 Mayıs 2026’da yaşanan Sel afetinin “Aşırı yağış nedeniyle oluştuğu” daha çok resmi makamlardan yapılan açıklamalarda ön plana çıkarken; “duyuru yapmadan baraj kapaklarının açıldığı” şeklinde toplumda ve sosyal medyada dolaşan iddiaların ciddi şekilde araştırması, soruşturulması ve topluma gerçeği açıklama yapma ihtiyacı var. Evler ve iş yerleri içinde bulunan vatandaşlarla birlikte, tarım alanları, seralar, ahırlar içindeki hayvanlarla birlikte sular altında kaldı. Köprüler; üzerinde geçiş yapan araçlarla birlikte yıkıldı, yollar kapandı, hayat felç oldu. Bazı vatandaşlar sele kapılıp kayboldu, bazılarının cansız bedenine ulaşıldı.Geçmiş Olsun ve Başın Sağ Olsun Hatay ve bütün Türkiye. Vefat eden vatandaşlara Allahtan Rahmet ailelerine ve sevenlerine başsağlığı, kaybolan vatandaşların sağ salim bulunmasını diliyorum.

                                         HATAY AFET BÖLGESİ  

Eğitim, Sağlık, altyapı vb en temel toplumsal ihtiyaçlara cimri fakat kendilerine ve sermayeye bonkör, toplumun gücünü emerek sıfırlayan obezite devletler; zayıf ve doğal hareketlere karşı  kırılgan toplumlar oluşturur. Hatay’da deprem felaketinden sonra sel felaketiyle  uyandık. Ülkemiz Türkiye; ihtiyaç durumunda “can suyu” dahi veremeyecek yoklukta bir ülke değiliz. Hatay; Afet Bölgesi ilan edilmelidir.  Zarar gören tüm ev ve iş yerleri,  hayvanlar, seralar, ağaçlar, tarlalar, araçlar vb  tespit edilmeli ve  zararları karşılanmalıdır.  Sel ve Depremde vefat edenlerin eşlerine, çocuklarına, ailelerine geçimlerini sağlayacak sürekli  gelir sağlanmalıdır.                                                             Atanmış ve seçilmişlerin sorumluluk alanları sadece; belirli günler ve haftalar, bayram kutlamaları, geçmiş olsun, başsağlığı mesajlarla sınırlı değil.                                                                 Yer, hava, su vb doğa hareketleri afetlere neden olmaz, plansızlık, tedbirsizlik, alt yapının ihmal edilmesi vb bozuk sistemin fıtratında var. Toplumu ve doğayı değil sermayeyi ve devlet kurumlarının aşırı lüks tüketimini önceleyen ekonomi politikaları afetlere neden olur. Neden, doğayla uyumlu, depreme, sele vb dirençli kentler, yönetim ve  uygulama anlayışı, planlar, programlar yapamıyoruz? Başka bazı  ülkeler  nasıl yapıyor? Sorun tek tek kişiler, yetkililer değildir. Sorun sistemin temel  kilit taşları olan genel bütçenin nereye aktarıldığıyla ilgilidir.   

NE İÇİN EKONOMİ                                                       

- “Ekonomi; yaşam içindir, yaşam; ekonomi için değildir”.  Partiler, belediyeler, parlamento, devletler, demokrasi vb  ekonomiye  hapsedilemez. Toprak, hava, su, güneş, dereler, denizler, ormanlar, dağlar, vatan, memleket, yaşamın kendisi ve yaşam alanları hammadde değildir. Yollar, köprüler, evler, barajlar vb alt yapılar emtia değildir.  Babamızın  ve dedemizin yaşam için yaptıkları fakat terk ettiğimiz evler hala ayaktadır. Müteahhitlerin piyasa için ürettikleri iyi ambalajlı, iyi pazarlanan, parlak, boyalı, albenili apartmanlara yerleştik ama depremde  üstümüze  yıkıldı. Müteahhit işi on yıllık köprü ve üzerinden geçiş yapan araçlarla birlikte selde yıkıldı, araçlardaki vatandaşlar boğularak öldü. Osmanlıdan ve Fransızlardan kalma yüz yıllık köprü ayakta ve hala kullanıyoruz. Kar, rant, piyasa, pazar, para için üretim öldürür.  İnsanların, canlıların kullanımı ve  yaşamı için üretim yaşatır.                                                                        İstihdamda liyakat, adalet, eşitlik olmayan ülkeler “mış gibi yapan” sahtelikler cenneti olur.

-Bugün ve yarın güvencesi olmayan devlet veya özel sektör yetkili ve sorumluların  “Memurum veya  elamanım işini bilir”şeklinde yapma ihtimali yükselir.  Asgari ücreti, emekli maaşını,  memur ve işçi ücretlerini daha düşük tespit etmek kalkınma sağlamaz, aksine her alanda çürümeye ivme katar.  

      MEVLÜD ORUÇ

GÜNEY KÜLTÜR VE EKOLOJİ

         

Dosyalar