TÜRKİYE TOPLUMU TEKRAR HAYAL KIRIKLIĞI TAŞIYAMAZ; SAYIN UÇUM

Anadillerimize, karşı bilenmiş ve on yılların asimilasyon uygulama araçları MEB içi ve diğer devlet bürokrasisi, çözümün uygulama araçları olamaz. Yerel diller ve lehçeler ve anadilimiz için kararları ve uygulamayı seçilmiş yerel idarelere (muhtar, belediye başkanı ve belediye meclisi) bırakabilmeliyiz. Anadillerimizle ilgili uygulama araçlarını bizim seçtiğimiz Muhtarlar, Belediye başkanları ve meclisleri, öğrenci velileri veya bizim oylarla seçeceğimiz valiler- kaymakamlar kararlaştırsın ve uygulasın.

TÜRKİYE TOPLUMU TEKRAR HAYAL KIRIKLIĞI TAŞIYAMAZ; SAYIN UÇUM
16 Ekim 1968'de, iki siyahi ABD'li sporcu - Tommie Smith ve John Carlos - Mexico City Olimpiyatları'nda podyumda başları eğik bir şekilde durdular. Ayakkabısız siyah çoraplar giymişlerdi; Smith boynunda siyah bir atkı vardı. ABD milli marşı çalınırken, her biri siyah eldivenli ellerini sessizce protesto etmek için havaya kaldırdı.
TÜRKİYE TOPLUMU TEKRAR HAYAL KIRIKLIĞI TAŞIYAMAZ; SAYIN UÇUM

DAĞ YİNE FARE DOĞURMASIN; SAYIN UÇUM                                                                                                                                                           

Anadil, inanç, eğitim, merkezi ve yerel yönetim, demokrasi vb; 86 milyon T.C. vatandaşlarının ve çocuklarımızın geleceklerine,  ilişkin kararlaştırmalar, yol işaretleri vb ülkemizin en önemli gündemidir.  Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna (MDKD Komisyonu) lokalize edilemeyecek kadar hayatidir. Çıkış; sorunun kaynağı Yüz Yıllık Elitist Toplumsal Mühendislikte değildir. Barış ve Demokratik Topluma ilişkin süreç;  ülke sathında tabanda ve STK, Sendika  vb kitle örgütlerinde konuşulması, tartışılması ve olgunlaşması toplumsal barış gücünü  ve toplumsal rızayı güçlendirir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili; Sayın Mehmet Uçum’un 26.10.2025 tarihli Pazar yazısını baz alarak bazı noktaları vurgulayarak tartışmayı sürdürüyoruz. Mehmet Uçum yazısında Türkiye'nin birlik dilinin Türkçe olmasına hiçbir itiraz olmadığı gibi böyle bir itirazın nesnel temeli de yoktur” diyor. Evet doğrudur. Türkiye’de birlik dili ve ortak dil Türkçedir. Buna itiraz yoktur. Ortak dil, ortak ülke, vatan, ortak bayrak, ortak sınır, ortak devlet vb ortak değerlere itiraz yoktur. “Ama”.

“AMA”

Sayın Mehmet Uçum’un;  “Farklı dil ve lehçelerin özel öğretim kurumlarında (özel kurslarda) eğitim ve öğretim dili olması için düzenlemeler yapıldı. Ülkemizde yaşayan diller ve lehçeleri gelecek kuşaklara aktarılabilmek ve bu alanda toplumun da ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla "Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersleri okutuluyor.”  şeklinde yazarak; mevcut kısır  uygulamaları çözüm olarak işaret ediyorsa  “Dağ Fare Doğuracak” maalesef.  Türkiye toplumu tekrar bir hayal kırıklığını kaldıramaz ,Sayım Uçum.

Sayın Mehmet Uçum yanlış biliyor yada kendisine yanlış aktarılmıştır. Ülkemizde Yaşayan Diller ve Lehçeler gelecek kuşaklara aktarılamamaktadır. Maalesef; Yüzyıllar-binyıllardır  bu topraklarda yaşayan diller ve lehçeler bitkisel hayatta ve ölmektedir. Türkiye diller ve lehçeler mezarlığı haline gelmiştir. Arapça, Kürtçe vb Anadillerimiz ve lehçelerimizin eğitimi; özel eğitim kurumlarına havale edilemez.  Seçmeli(!) Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersleri toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek çözüm olmadı. Ülkemiz Türkiye’de onyıllarca, anadillerimize karşı yöneltilen  olumsuzlukların ve  zehirlenmelerin; idarede, devlet bürokrasisi ve eğitim  koridorlarında yarattığı ön yargıları, yok saymayı, aşağılamayı, ırkçılığı, ayrımcılığı vb hastalıkları “Seçmeli Yerel Diller ve Lehçeler Dersi tedavi edemedi ve edemez.

SORUN: ANADİLLERİMİZE DÜŞMANCA  KARŞITLIK

Anadilimiz Arapça ve diğer anadillerimizi çocuklarımızın okuma yazma ve konuşmasına ilişkin ders ve eğitim hakkına ilişkin yetki; on yılların asimilasyon uygulama araçları olan atanmış  Mülki Amirlerin ve Okul idarelerinin  keyfiyetine bırakılarak çözülemez. Seçmeli de olsa dersleri öğrencilere okul idaresi dayattığı için “Zorunlu Seçmeli Dersler Fix menü dersler” gibi trajikomik uygulama icat edildi. Uygulamada her okul yönetiminin öğrencilere dayattığı Zorunlu Seçmeli Fix Menü Ders Listesi(!) olduğundan Sayın Mehmet Uçum’un bihaber olduğu anlaşılıyor. On yılı aşan bir süreden bu yana  Anadilimiz Arapça Dersi hakkımız gasp edildi.  Arapça dersi; Okul yönetimlerinin Zorunlu Seçmeli Fix Menü(!) listelerine girmeye değer görülmedi(!), yok sayıldı, aşağılandı malesef.  Yaşayan diller ve lehçeler ve anadil dersleri okullarda öğretmenlerin ücretli ders  ve ders kotasını tamamlama, ders paylaşımı vb hesaplara ve İl, İlçe ve okul idarelerinin  ırkçı, ayrımcı  tercihlerine kurban edildiğini bilmeyen yok.  Anadil ders hakkımızın gasbına, MEB’in ve mülki amirlerin göz yumduğunu bilmek için alim olmaya gerek yok. Her Eğitim ve Öğretim yılında Arapça dersimiz için bir türlü yeterli sınıf, yeterli öğretmen bulunmaz. Arapça dersini tercih eden öğrenci tercihleri görmezden gelindiği, değiştirildiği, yada tercihler ret edildiği için yeterli öğrenci  bulunamaz(!).  On yılların asimilasyon dayatmasıyla; merkezi ve yerel devlet idarelerinde, Milli eğitim bakanlık, müdürlük ve okul bürokrasi ve  koridorlarında oluşan  büyük zehirlenmeyi seçmeli derslerle temizlemek mümkün değildir.

                ÇÖZÜM YERELDE

Anadillerimize,  karşı bilenmiş ve on yılların asimilasyon uygulama araçları  MEB içi ve diğer devlet bürokrasisi, çözümün uygulama araçları olamaz. Ortak ve birlik dilimiz Türkçemiz ve yabancı dil İngilizce özel eğitim kurumlarına ve Seçmeli Derslere havale edilemiyeceği gibi Anadilimizle ilgili eğitim özel eğitime ve seçmeli derslere havale edilemez. Yerelle ilgili konu, sorun ve çözümleri Ankara’dan bekleme ve dikte etme paradigmasını geride bırakmada çok geç kaldık. Türkiye geneli zorunlu genel müfredat, dersler (Türkçe, İngilizce, matematik vb) merkezi idare tarafından kararı verilir ve uygulanır.  Fakat yerel diller ve lehçeler  ve anadilimiz için kararları ve uygulamayı seçilmiş yerel idarelere (muhtar, belediye başkanı ve belediye meclisi)  bırakabilmeliyiz. Anadillerimizle ilgili uygulama araçlarını bizim seçtiğimiz Muhtarlar, Belediye başkanları ve meclisleri, öğrenci velileri veya bizim oylarla seçeceğimiz valiler- kaymakamlar kararlaştırsın ve uygulasın. Ülkemiz Türkiye’de yerel dil, anadil ve lehçeler sayımı yapmak zor değildir. Hangi mahallede, ilçede, ilde hangi yerel dil ve lehçe konuşuluyor?  Hangi yerel dil ve lehçeler ders olarak okullarda müfredata girmeli vb sorun ve çözümler yerel yönetimler uhdesinde olmalıdır. Anadilimizle ilgili ders öğretmenlerini istihdam etme, maaş ve ders donanımlarını, kitaplarını, materyallerini  sağlama vb iş ve işlemler için belediyelere ayrı bütçeler ve birimler ihdas edilmelidir.   Ülkemizde İlk, ortaokul ve liselerde her öğrenci için  1-Ortak Dilimiz Türkçe, 2-Yabancı Dilimiz İngilizce ve o mahallede veya okulda müfredata yer alacak 3-Yerel Diller, Lehçeler ve Anadiller (Arapça, Kürtçe, Osmanlıca, Azerice, Kurmançça, Zazaca, Arnavutça,  Boşnakça, Lazca, Gürcüce Adiğece, Abazaca vb)  dersleri zorunlu olmalıdır. Yerel dil, lehçeler ve anadilimiz dersi ile ilgili gerekli ders kitabı, sözlük vb eğitim araçları okulun ilk günü öğrencinin masasında olacak şekilde bir plan ve program yapabilmek için hiç bir engel yoktur.

Sonuç: Anadilimiz Arapça okuma, yazma, konuşma vb  eğitimini kendi okulumuzda 1.sınıftan 12. sınıfa kadar istiyoruz. Okulun ilk günü Anadilimiz Arapça öğretimi için  kitaplarımızı, sözlüklerimizi, ve diğer yardımcı materyalleri öğrenci masamızda olmalıdır. Anadilimiz dersimiz için öğretmenleri, okul idaresini, müdürünü, İlçe, il eğitim müdürlüğünü veya bakanlığı ikna etmek, ret edileceği baştan belli dilekçeler imzalamak, dilekçeler toplamak ve okul idaresiyle her yıl tekrar eden tartışmalar yaşamak istemiyoruz. Anadilimiz Arapça dersini Latince Alfabeye göre öğrenmek  ve Arapça ELFBA ya göre öğrenmek en temel vatandaşlık hakkımızdır. Anadilimiz haktır.

 MEVLÜD ORUÇ

GÜNEY EKOLOJİ ve KÜLTÜR

SAMANDAĞ HATAY