SURİYE CEPHESİ/ MUHAREBESİ

BARBARLARI İCAT EDERKEN (J. M.COETZEE; BARBARLARI BEKLERKEN) Her kentte veya her ülkede üst kimliği oluşturan alt kimlik (kültür, dil, din ) gruplarının olması tarihi gerçekliktir. Çoğulcu Rejimler; bütün kimlik gruplarını bir arada, barış içinde yaşatır. Tekçi rejimler ise; Alt kimlikleri; tehlikeli, bölücü, hizmetçi, köle, barbar, 2.sınıf vatandaş olarak kodlar. Ülkelerin geleceği daha çok silahta değil, Çağdaş Uygarlık Düzeyi olarak Kodladığımız zamanın ve değişimin ruhuna ulaşmak ve eşit vatandaşlık sürecini yönetebilmektir.

SURİYE CEPHESİ/ MUHAREBESİ
ATHENA; BARIŞ VE BİLGELİK TANRIÇASI:
SURİYE CEPHESİ/ MUHAREBESİ

        ARTÇI TEPKİ Mİ? ÖNCÜ TELKİN Mİ?

Kesintisiz süre gelen dünya paylaşım savaşı bağlamında Suriye cephesi muharebesinin özneleri; devletlerin ve  sermaye gruplarının koalisyonlarıdır. Suriye bir bütün olarak Rusya ve müttefikleri ekseninden çıkmış, ABD ve müttefikleri arasında Suriye’nin parçalarında etki alanı mücadelesi devam ediyor.  Suriye Cephesini  Alevi, Sünni ve benzeri inanç ve din karşıtlıklarıyla izah etmek cehalet değilse; siyasi tecahül, kitleleri dinsel mezhepsel taraf tutmaya yöneltme ve küresel paylaşım savaşını Alevi-Sünni kanları üzerinden gölgelemektir.  

T.C. vatandaşı Arap Aleviler ve bütün ötekileştirilen kimlik grupları; sorunlarımızın çözümü için yüzümüzü döndüğümüz başkentimiz Ankara’dan, en önemli çözüm organlarından yansıyan manipülasyon  ve seviye düşüklüğü hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor.

           MV. Leyla Şahin Usta’nın "Suriye'de Müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu, Aleviler ölünce ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz" şeklindeki ayrımcı ifadeleri kınıyoruz.

 “Halep Sünni İslam Kentidir” (Deniz Baykal) ve benzeri farklı kulvarda görünen siyasilerden aynı nitelikte ifadeler olabiliyor. Sağ, sol, muhafazakar, vb çoğu siysiler; tekçi ideoloji müesses nizamın eğitim sisteminin başarılı öğrencileri ve öğretmenleridir.

Mv. Sayın Leyla Şahin Usta’nın amacı nedir? Geçen bir yılda Suriye’de yapılan Alevilerin öldürülmesine karşı “Ortalığı ayağa kaldıranlara”  gösterdiği artçı tepki midir? Yoksa; bundan sonra oluşabilecek Alevi öldürme, katliam, sürgün vb hak gasplarına  karşı olabilecek protestolar için  “Ortalığı ayağa kaldırmayın” önceden telkin mi? Öncü hazırlık olmadığını ummak İstiyoruz. Son gelişmelerde açıkça  gösteriyor ki Suriye’de  tehlikeler hala geçmiş değil.  

BARBARLARI İCAT EDERKEN

(J. M.COETZEE; BARBARLARI BEKLERKEN)

 Her kentte veya her ülkede üst kimliği oluşturan alt kimlik (kültür, dil, din ) gruplarının olması tarihi gerçekliktir.  

Çoğulcu  Rejimler; bütün kimlik gruplarını bir arada, barış içinde yaşatır.

 Tekçi rejimler ise;  Alt kimlikleri; tehlikeli, bölücü, hizmetçi, köle, barbar, 2.sınıf vatandaş olarak kodlar.

Taner Akçam, “Yüz Yıllık Apartheid” adlı kitabında  “Türk Usulü Kast Sisteminin” oluşumuna ilişkin örnek verir.  “Bizim öz vatandaşımız, Müslüman,Hanefiyül mezhep, Türkçe konuşur bir zattır. İkinci, yani orta tabaka Aleviler ve Türk olmayan diğer Müslümanlardır (Kürtler, Çerkezler vb.); Üçüncü ve en alt tabakayı ise Hrıstiyanlar ve Yahudiler oluşturur.” (Gelibolu mebusu Celal Nuri Bey) 1924).  

 Tarihçi, yazar  Erdoğan Aydın kitabında; tek “..,yani İlk düğmenin  egemen iradenin tercihiyle yanlış iliklendiği..” şeklinde ifade ediyor.

Tekçi  ideolojiler üzerine inşa edilen ayrımcı müesses nizamlarda; dijital, görsel, yazılı, sözlü basın, yayın, okullar, kitaplar, üniversiteler vb her türlü araç Goebbels vari ideolojik endoktrinasyon merkezine (öğretilendirme) dönüşür. Bütün toplum, yaşam boyu “öğretilendirmelere- koşullandırma” bombardımanına maruz bırakılır.  Türkiyelilik üst kimliğine bağlı olmalarına  rağmen;  Arap Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, Ermeniler, Yahudiler, Ezidiler vb ötekileştirilir, öcüleştirilir. Böylece bütün olumsuzlukların “günah keçisi” barbarlar icat edilir.

 Bazı alt kimlikler; katledilebilir, sürgün edilebilir mallarına ve mülklerine çökülebilir, tapuları iptal edilebilir, yaşam alanlarına kirletici işletmelerle “Çevresel ırkçılık” yapılabilir vb hakları ihlal edilmeleri normalleştirilir.

Ülke içinde  ve dışında hangi kimlik gruplarının hak ihlallerine uğramaları durumunda “Ortalık ayağa kaldırılmayacak” “Büyük Birader”  (Big Brother, 1984) tarafından kodlanmıştır.  Öcüler kategorisi konjonktürel olarak azaltılabilir (İrtica, Türban) veya yeni kategoriler katılabilir. Dün, tekçi ideolojinin mağdurları adına siyasette öne çıkanların bazıları iktidar olunca, tekçi ideolojinin kırmızı çizgisini hedef kitleye Müesses Nizam  adına haşince telkin ediyor  

Kendini ait gördüğü sosyal tabakanın sorunlarının nispi çözümünü yeterli görüp diğer ötekileştirilenlerin ve ezilenlerin sorunlarını görmezden gelme  ihtimali her zaman vardır.  Bu ihtimallere rağmen; kılık kıyafet, inanç, anadil, cinsel tercih, düşünce ve ifade özgürlüğü vb hak ve özgürlükleri gasp edilen mağdurlar safında mücadele etmek esastır.  Ama siz Aleviler,  fakat siz Kürtler, ama onlar başı örtülüler, Fakat’lar, Ama’lar vb  ekleyerek; hak ihlallerini   normalleştirmemek doğru tutumdur.   

                  ÇÖZÜM SÜRECİ

   “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Süreci ve Komisyonunun”(MDKD) kurulması geç kalınmış olsa da yakalanan doğru halkalardır. "Çağdaş Uygarlık Seviyesi" "İç cepheyi tahkim etmek" ve MDKD süreci, “eşit vatandaşlık süreci” olarak ele alınmalıdır. Ülkelerin geleceği daha çok silahta değil, Çağdaş Uygarlık Düzeyi olarak Kodladığımız zamanın ve değişimin ruhuna ulaşmak ve eşit vatandaşlık sürecini yönetebilmektir.

Eşit vatandaşlık (çözüm sürecinde) sürecinde “samimi olmak”  ve kıyısından köşesinden tırtıklayıp kuşa çevirmemek, yine “ Dağ Fare Doğurdu” hayal kırıklığına uğramamak  önemlidir.   Sözde vatandaş asli vatandaş kast sistemi anlayışı ve uygulamaları terk edilmeli, Türkiyelilik üst kimliğine sonuna kadar bağlı etnik, inanç ve kültür kimlik gruplarının hakları teslim edilmelidir.  Kitaplarda, okullarda, dijital, yazılı, sözlü, görsel basın yayında, mevzuatta, kamu ve özel istihdamda, yazılı ve sözlü sınavlarda, askeriyede, emniyette, bütçelerde, yatırımlarda ve bütün uygulamalarda devlet etnisite ve inanç körü olmalıdır. Türkiyeliliğimizin çimentosu; eşitlik, demokrasi, çoğulculuk, barış içinde kardeşçe yaşam, hak ve özgürlüklerdir.  Yani, Orta doğu, Balkanlar, Kafkasya vb  tüm dünyada; Sünni, Alevi, Hristiyan, Dürzi, Türk, Arap, Kürt, Yahudi, Ermeni vb kim olursa olsun “Hakları ihlal edilenlerin; etnik ve inanç aidiyetini görmeden, “Ortalığı ayağa kaldırmaktır”.

MEVLÜD ORUÇ

GÜNEY KÜLTÜR VE EKOLOJİ

 

 

Dosyalar