YAPANA DEĞİL YAPTIRANA BAK
ÇAĞRI Suriye-Lübnan ve dünyanın her tarafına dağılmış Arap Alevilerinin Türkiye düşmanlığı, karşıtlığı, antipatisi yoktur. Türkiye; evrensellik, özgürlük, tanıma, karşılıklı saygı ve seküler anlayışla halklara yakınlaşarak bölgemizin birlik odağı olur. Ülkemiz Türkiye’nin Suriye’de halklara komşu olmanın gereği yapıcı, samimi ve dostça yaklaşacağını umuyoruz. Arap Aleviler; İran Direniş Ekseni tarafı, destekleyicisi, payandası veya düşmanı değildir. Arap Aleviler; İsrail düşmanı, karşıtı cephe, karşıtı blok içinde değildir. Arap Aleviler; vatandaşı oldukları ülke için ve ülke içi demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesi ve eşit yurttaşlık mücadelesi verir. Arap Aleviler; silahlarını teslim ederek, hak ve özgürlüklerini yaşayabilecekleri iklime uyum sağlayacaklarını göstermişlerdir. ABD, İngiltere, Fransa,İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve bütün koalisyon devletlerinin vatandaşlarına, tüm dünyanın duyarlı örgütlerine, tüm insanlığın vijdadına ve BM sesleniyoruz. Arap Alevilere, Arap Hristiyanlara, Dürzilere, Kürtlere yapılan katliamlara ve bütün hak ihlallerine engel olabilmek için tepkilerini bekliyoruz.
Suriye’de HTŞ; müvekkilleri adına savaştı ve onlar adına iktidarı devraldı. HTŞ yönetiminin gözleri ve kulakları kayıtsız şartsız müvekkillerine (ABD, İngiltere, İsrail, Suudi Arabistan, Türkiye ve diğer müttefikler) dönüktür. Suriye’de yaşanan Alevi katliamından ve diğer bütün hak ve ihlallerinden vekil HTŞ ile birlikte müvekkil devletler de kayıtsız şartsız müteselsil sorumludur ve seyirci kalma hakları yoktur.
“Yapana değil, yaptırana bak” denir. Maaşları müvekil devletlerin sağladığı fonlardan karşılanan Özel,Paralı Askeri Şirketlerin (Private Military Firm-PMC) Elemanları katliam yaparken “Allah Ü Ekber” nidaları atması manipülasyon içerir. Katliamcıların Allah, Muhammed vb adını bağrışlarıyla çok inançlı müslüman görüntüsü vermeleri asıl fail müvekil devletlerin suç ortaklığını gölgeleme içerir. 2000’lerde Suriye’de İşlenen “İnsanlığa Karşı Suçların” (Crimes Against Humanity) suçlularını ve nedenlerini 1400 yıl öncesinin “Hazretleri” (HZ.) ve mezhep karşıtlıklarıyla izah etmek kafa karışıklığı ve manipülasyona katkı veriyor. Mağdurlar adına konuşan ve yazanların düştükleri “Anakronizm” HTŞ’nin patronları olan müvekkil devletlerin suç ortaklıklarını ve reel politik (Makyevelistliklerini)nedenleri gölgelemeye katkı veriyor. Müvekil devletler; maktüllerin neye inanıp inanmadığıyla ilgili değiller. HTŞ üzerine yaptıkları masraflar ve yatırımın (Petrol, boru hattı, Doğu Akdeniz, limanlar, Jeopolitik vb) getirisiyle ilgililer. Alevi, Dürzi, Kürt, seküler Sünnilere yönelik hak ihlallerinin devam etmesinin en önemli nedeni HTŞ üzerine yatırımını yapan başta ABD ve diğer müvekkil devletlerin suskunluğu ve göz yummalarıdır. İnsan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti bütün kurum ve kuruluşlarıyla işlemeye başlayana kadar müvekkil devletler ve Birleşmiş Milletler (BM) Suriye’de yaşanan bütün hak ihlallerinden sorumludur. Müvekkil güçlerin; “Biz tarafsızız, iç işlerinize karışamayız” “ne haliniz varsa görün”, “boğazlayın-yiyin birbirinizi, kalan sağlar bizimdir” vb davranma hakları yoktur. Katliam, sürgün, soykırım vb İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar hiç bir ülkenin iç işleri olarak geçiştirilemez.
Suriye’nin Humus kentinde Alevi’lerin yoğun yaşadığı Vadi Ez-Zeheb Mahallesindeki İmam Ali Bin Ebu Talib Alevi ibadethanesine (Camisine) 26 Aralık günü yapılan bombalı saldırıda çocuklar dahil on iki insan öldürüldü. Ayrıca 28.12. 2025 günü Suriye’de süren Alevi katliamlarına karşı ve siyasi federasyon talebiyle barışçıl gösteri yapan sivillere yapılan silahlı saldırılar sonucu çok sayıda ölü ve yaralıların olduğu açıklandı.
“Yazıktır, Günahtır, Zulümdür”
BAAS REJİMİNİN SAHİBİ
Uygarlıkların beşiği bu coğrafyalarda kök salmış ve binlerce yıllık geçmişi olan milyonlarca insanı, kadim etnik ve inanç gruplarını, fani rejimlerin artığı şeklinde yaftalamak kabul edilemez. En temel ihtiyaçlarını dahi karşılama olanaklarından yoksun ve Suriye’nin en yoksul, işsiz grubu Arap Aleviler Esad Rejiminin nimetlerinden faydalanan dini ve etnik grup değildir. Arap Alevileri eski rejimle birlikte anmanın amacı; Lokalize etme, yalnızlaştırmak ve sahipsiz bırakma, bilinçli algı operasyonudur.
Baas rejiminin artığı Suriye burjuvazisi ve Suriye Sermayesidir. “Boynuzun kulağı Geçmesi” Sermayenin fıtratında var. Baas rejiminin kanatları altında palazlanan Suriye Sanayi ve Ticaret sermayesinin, Suriye burjuvazisinin nerelerde sefahat sürdüğü bellidir. Sermayenin vatanı, milliyeti, dini, ırkı, vicdanı yoktur. Baas-Esat devlet serası örtüsünün himayesi altında birikimini sağlayan Suriye Sermayesi ve küresel Sermaye entegrasyon yollarını karşılıklı olarak düşüyorlar.
TOPLUMSAL GERÇEKLİK
Çok etnikli ve çok inançlı Suriye’de toplumsal mühendislik devleti değil, demokratik hukuk devleti hedeflenmelidir. Suriye’de, Ortadoğuda ve tüm dünyada yerel, etnik, inanç ve kültürel farklılıkları dikkate alan, hak ve özgürlüklerini garanti altına alan devlet şekli ve laik bir rejim kabul edilir ve taban bulabilir. Eleştirilecek olumsuzlukları çok olmasına rağmen, Arap devletlerinde Baas rejimlerinin 60 yıl sürdürülebilir, yönetebilir kalmasının, toplumdan rıza devşirebilmesinin temelinde sekülarizm ve nispi de olsa güçlendirilmiş yerel yönetim vardır. Suriye’de bugün de kalıcı çözüm, Saküler ve Ademi Merkeziyetçi rejim kalıcı olur.
GÜNEY KÜLTÜR VE EKOLOJİ

Suriye Şam'da Kiliseye saldırı














