SURİYE'DE MÜVEKİLLERDE SOYKIRIM SUÇLUSUDUR

Suriye-Lübnan ve dünyanın her tarafına dağılmış Arap Alevilerinin Türkiye düşmanlığı, karşıtlığı, antipatisi yoktur. Her insanın, her toplumun ve her ülkenin dünyanın her tarafı ile diyalog olanaklarının olduğu bir dönemde ülkemizin komşularına dostluk eli uzatmasını bekliyoruz. Türkiye’nin “Komşu ülkelere rejim ihracı yaptığı algısının oluşmasına neden olan bütün uygulamalar terk edilmelidir. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi, Hristyan ve bütün etnik ve inanç gruplarına teokratik veya tekçi rejimleri dayatmak yanlıştır. Türkiye; içeride ve komşulara Hümanizm, evrensellik, özgürlük, vicdan, tanıma, karşılıklı saygı ve seküler anlayışla yakınlaşarak bölgemizin birlik odağı olur. Aydınlanma şairi Tevfik Fikret “İnsanlık Milletim, Yeryüzü Vatanımdır” mısrasıyla içeride ve dışarıda bize yol göstermeye devam ediyor. Ülkemizin Suriye’deki bütün halklara komşu olmanın gereği samimi ve dostça yaklaşacağını umuyoruz.

SURİYE'DE MÜVEKİLLERDE SOYKIRIM SUÇLUSUDUR
Alevi İbadethanesine (Camisine) bombalı saldırı
SURİYE'DE MÜVEKİLLERDE SOYKIRIM SUÇLUSUDUR

         ZÜLÜM İLE ABAD OLUNMAZ

 Suriye’de Bir yıldan beri devam eden Katliamlara sadece vekil HTŞ ve Ahmet Şara yönetimi değil, Müvekkil devletler ve güçlerde (ABD,  İngiltere, İsrail, Türkiye, Arabistan ve koalisyonun diğer unsurları) sorumludur. Müvekiller katliamlara, sürgünlere, tehcirlere neden hala göz  yumuyor? Suriye, Ortadoğu ve bütün insanlık için projleriniz; katliamlar, sürgünler, soykırımlar, acı ve göz yaşı üzerine kurulu olamaz. “Yazıktır, Günahtır, Zülümdür”

Yaklaşık 800 yıl önce yaşamış Yunus Emre’nin sözleriyle sesleniyoruz.  “Zulüm ile Abad Olanın Akıbeti Berbat Olur” Zulüm,  kan, katliam, hak gasbı, tehcir vb mezalimler üzerine inşa edilen rejimlerin sonu berbat olur.  2024 8 Aralıkta, Şam’da iktidarın HTŞ ve Ahmet L Şara’ya devir tesliminin özneleri; ABD, İngiltere, Türkiye, İsrail, Suudi Arabistan ve diğer müttefikleridir. HTŞ yönetimi; Müvekkil Güçler olan ABD önderliğindeki müttefiklerin Suriye’deki vekilidir. Müvekkil Güçler adına savaşan ve onlar adına yönetimi devralan HTŞ yönetiminin gözleri ve kulakları kayıtsız şartsız müvekkillerine yani ABD önderliğindeki koalisyona dönüktür. Müvekkil güçler Suriye’de yaşanan Alevi katliamından ve diğer bütün hak ve ihlallerinden kayıtsız şartsız müteselsil sorumludur ve seyirci kalma hakları yoktur.

   HTŞ iktidarına yatırımını yapan müvekkillerin,  Suriye’de  hukuk devleti varmış gibi davranmaları, orman kanunlarına ve vahşi katliamlara kapı açıyor. İnsan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti bütün kurum ve kuruluşlarıyla işlemeye başladığı zamana kadar müttefikleriyle birlikte Trump ve Birleşmiş Milletler (BM) Suriye’de kıpırdayan yapraktan dahi sorumludur. Müvekkil güçler; “Biz tarafsızız, iç işlerinize karışamayız” “ne haliniz varsa görün”, “boğazlayın-yiyin birbirinizi, kalan sağlar bizimdir” vb davranma hakları yoktur.  Suriye’nin Humus kentinde Alevi’lerin yoğun yaşadığı Vadi Ez-Zeheb Mahallesindeki İmam Ali Bin Ebu Talib Alevi ibadethanesine 26 Aralık günü yapılan bombalı saldırıda çocuklar dahil on iki insan öldürüldü. Ayrıca 28.12. 2025 günü Suriye’de süren Alevi kaliamlarına karşı ve insan haklarına saygılı demokratik yönetim ve  siyasi federasyon talebiyle, barışçıl gösteri yapan sivillere yapılan silahlı saldırılar sonucu  çok sayıda ölü ve yaralıların olduğu açıklandı. Sadece  vekil olan HTŞ ve Ahmet Şara yönetiminin değil, müvekilleri de suç ortaklarıdır. Müvekkil devletler, güçler, BM ve dünyanın muktedir güçlerinin; HTŞ Yönetiminin ve HTŞ- İŞİD artığı grupların; korumasız Arap Alevilere, Arap Hristiyanlara, Dürzilere, Kürtlere ve diğer halklara saldırmasına engel olmasını acilen talep ediyoruz.

TOPLUMSAL GERÇEKLİK

Yüzyıllardan bu yana Suriye; çok etnili ve çok inançlı, kültürel çeşitliliğin, farklılıkların toplumudur. Yeni Suriye devleti topluma uyum sağlayacak bir şekil ve içerik almalıdır. Toplumsal mühendislik devleti değil, demokratik hukuk devlet inşa edilmelidir.  Harmonik bir toplum olan Suriye’de; yerel, etnik, inanç ve kültürel farklılıkları dikkate alan, hak ve özgürlüklerini garanti altına alan devlet şekli ve laik bir rejim kabul edilir ve taban bulabilir. Ortadoğu ve tüm dünyada seküler olmayan rejimlerin tutunma şansları yoktur.  Eleştirilecek, red edilecek, kabul edilemeyecek olumsuzlukları çok olmasına reğmen, Baas ve türevleri rejimlerin  60 yıl sürdürülebilir, yönetilebilir kalmasının temelinde sekülarizm vardır. Suriye’de kalıcı çözüm tekçi  teokratik ve  Merkezi Yönetim değil  Seküler ve Ademi Merkeziyetçi rejim kalıcı olur.  

          BAAS REJİMİNİN SAHİBİ

Baas-Esed Rejiminin babası ve ürünü Suriye Sermayesidir.  Geçen Zamanın ruhu ile inşaa edilen Baas rejiminin gerçek mirasçısı, eseri, kalıntısı, artığı vb asıl sahipleri  Suriye burjuvazisi ve Suriye Sermayesidir. “Boynuzun kulağı Geçmesi” Sermayenin fıtratında var. Sermayenin vatanı, milliyeti, dini, ırkı, vicdanı yoktur. Baas rejiminin  kanatları altında  palazlanan Suriye Sanayi ve  Ticaret sermayesinin zenginlerinin, Suriye burjuvazisinin nerelerde sefahat sürdüğü bellidir. Baas-Esat rejiminin sera örtüsünün himayesi altında birikimini sağlayan Suriye Sermayesi, küresel Sermayeyle entegrasyon yollarını karşılıklı olarak düşüyorlar.

      REJİMLER FANİ, HALKLAR KALICIDIR

 Ortadoğu, Avrupa, ve dünyanın her tarafında Irak’ta, Libya’da, Türkiye’de, Suriye'de vb geçmiş dönemin fani rejimlerin artıkları, kalıntıları şeklinde yaftalamak yanlıştır.  Uygarlıkların beşiği coğrafyalarda kök salmış ve  binlerce yıllık geçmişi olan milyonlarca insanı, kadim etnik ve inanç gruplarını, geçmiş dönemlerin fani rejimlerinin kalıntısı, artığı şeklinde yaftalamak kabul edilemez.  

   60 yıl iktidarda kalan Baas rejiminin sahipleri  Arap Alevi Nusayriler değildi ve hiç olmadı. Arap Aleviler Baas Rejiminin veya Esad rejiminin taraftarı, kalıntıları, müdavimleri, sempatizanları, çağrıcıları vb değildir. En temel ihtiyaçlarını dahi karşılama olanaklarından yoksun ve Suriye’nin en yoksul, işsiz  grubu Arap Aleviler Esad Rejiminin nimetlerinden faydalanan dini ve etnik grup  değildir.  Suriye Arap Alevi-Nusayri toplumunu bilinçlice eski rejimle birlikte telafuz etmek  yanlızlaştırma, soyutlama sahipsiz bırakma amaçlıdır.  Arap Alevilerin tehcir, soykırım uygulamalarına ve acılarına dünya halklarının seyirci kalmaları için biliçli bir propaganda ve algı operasyonudur.

Arap Aleviler; Şii Hilali, Direniş Ekseni, İran muhipleri, tarafı, destekleyicisi, payandası veya düşmanı değildir. Arap Aleviler; İsrail düşmanı, karşıtı cephe, blok içinde değildir. Arap Aleviler bulundukları ülke için ve  ülke içi demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesi verir. Etnik yapılar ve  inançlar arası saygı, hoşgörü, inanç özgürlüğü ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının mücadelesini verir. Hakların, özgürlüklerin kalıcı olacağı siyasi yapılanma mücadelesi veriyor. Arap Aleviler bu dönemde Suriyede kendilerine yaşatılan  (soykırım, tehcir, katliam vb)  mezalimler gibi  kaygılarla laik olmayan partilere, rejimlere mesafelidirler.  Arap Aleviler silahlarını teslim ederek, hak ve özgürlüklerini yaşayabilecekleri iklime uyum sağlayacaklarını göstermişlerdir. 

 MEVLÜD ORUÇ

GÜNEY KÜLTÜR VE EKOLOJİ

Dosyalar